AYM BİRESYSEL BAŞVURU KARARLARINDA HİZMET TESPİT DAVASI

Hizmet Tespit Davasında Gerekçeli Karar Hakkı

AYM BİRESYSEL BAŞVURU KARARLARINDA HİZMET TESPİT DAVASI | Akçaoğlu Hukuk Bürosu

Çalıştığı hâlde sigortası yapılmayan kişilerin en önemli hukuki yolu, hizmet tespit davası açmaktır. Bu dava sayesinde kişi, geçmişte fiilen çalıştığını mahkeme kararıyla ispatlayarak sigortalılık hakkını elde edebilir. Ancak uygulamada, aynı çalışma olgusuna ilişkin farklı davalarda çelişkili kararlar verilmesi sıkça karşılaşılan bir sorundur. Anayasa Mahkemesi’nin 20.10.2021 tarihli ve B. No: 2017/23739 sayılı kararı, bu sorunu vatandaş lehine önemli bir bakış açısıyla ele almıştır.

Somut olayda başvurucu, uzun yıllar aynı işyerinde çalıştığını ileri sürmüş ve bu kapsamda önce işçilik alacakları davası açmıştır. Mahkeme, başvurucunun gerçekten çalıştığını kabul etmiş ve kıdem tazminatı, fazla mesai gibi alacakların ödenmesine karar vermiştir. Bu karar kesinleşmiş ve başvurucu alacağını tahsil etmiştir. Buna rağmen aynı kişi, sigortasının yapılmadığını ileri sürerek açtığı hizmet tespit davasını kaybetmiştir. Yani bir mahkeme “çalıştı” derken, diğeri “çalıştığını ispatlayamadı” sonucuna ulaşmıştır.

Bu durum, vatandaş açısından ciddi bir belirsizlik yaratmaktadır. Haklı olarak şu soru gündeme gelir: “Bir mahkeme çalıştığımı kabul ettiyse, diğer mahkeme nasıl aksini söyleyebilir?” İşte bu noktada Anayasa Mahkemesi devreye girerek sorunun sadece sonuçtan değil, gerekçeden kaynaklandığını tespit etmiştir.

Hizmet tespit davaları ile işçilik alacağı davaları her ne kadar aynı olaya dayanıyor gibi görünse de hukuki açıdan farklı niteliklere sahiptir. Hizmet tespit davaları kamu düzenini ilgilendirir ve mahkeme bu davalarda kendiliğinden araştırma yapmak zorundadır. Buna karşılık işçilik alacağı davalarında mahkeme daha çok tarafların sunduğu delillerle bağlıdır. Bu nedenle teorik olarak aynı olayda farklı sonuçlara ulaşılması mümkündür.

Ancak bu farklılık, mahkemelerin çelişkili kararları açıklamadan hüküm kurabileceği anlamına gelmez. Aksine, eğer ortada aynı çalışma olgusuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı varsa, bunu yok saymak mümkün değildir. Mahkeme, neden farklı bir sonuca vardığını açık, anlaşılır ve ikna edici bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Bu yükümlülük, adil yargılanma hakkının bir parçası olan gerekçeli karar hakkından kaynaklanmaktadır.

İncelenen kararda, hizmet tespit davasını reddeden mahkemenin, başvurucunun lehine olan işçilik alacağı kararını neden yeterli görmediğini açıklamadığı tespit edilmiştir. Mahkeme genel ifadelerle delilleri değerlendirdiğini belirtmiş, ancak iki dava arasındaki açık çelişkiyi giderecek somut bir gerekçe sunmamıştır. Üstelik temyiz incelemesinde de bu eksiklik giderilmemiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu kararın vatandaşlar açısından en önemli sonucu şudur: Mahkemeler artık benzer durumlarda “çalışma ispatlanamadı” gibi genel ifadelerle karar veremez. Eğer daha önce aynı çalışma kabul edilmişse, bunun neden yeterli görülmediği açıkça açıklanmalıdır. Aksi hâlde verilen karar hukuka aykırı kabul edilebilecektir.

Öte yandan bu karar, hizmet tespit davalarının zorluğunu da dolaylı olarak ortaya koymaktadır. Özellikle eskiye dayalı çalışmaların ispatı çoğu zaman tanık beyanlarına dayanmakta ve somut belge bulmak güç olmaktadır. Ancak bu zorluk, mahkemelerin gerekçesiz karar vermesini haklı kılmaz. Tam tersine, ispatın zor olduğu durumlarda mahkemelerin daha dikkatli ve ayrıntılı bir değerlendirme yapması gerekir.

Sonuç olarak, B. No: 2017/23739 sayılı karar, vatandaşların hak arama özgürlüğü bakımından önemli bir güvence sağlamaktadır. Bu kararla birlikte, aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi tamamen engellenmemiş; ancak bu farklılığın mutlaka açıklanması zorunlu hâle getirilmiştir. Böylece hem yargı kararlarının keyfiliği önlenmiş hem de vatandaşın mahkemeye olan güveni güçlendirilmiştir.

Tags:

Av. İsmail Akçaoğlu

Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Bülent Ecevit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Maliye Bölümünde Tezli Yüksek Lisans yapmaktadır. Çalışma alanı ağırlıklı olarak Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru, İcra İflas Hukuku, İş Hukuku, Vergi Hukuku, Ceza Hukuku, İdare Hukuku, Kadastro Hukuku olmak üzere hukukun bütün alanlarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir.